Okulda Korku

Araştırmalar bize korkutucu ortamlarda öğretilenlerin kalıcı olduğunu gösteriyor. Savaş alanında öğrendiğimiz şeyi ya da sıcak bir çaydanlıkta parmağımızı yaktığımızı hatırlarız. Başarılı eylemimizin tehdidi ortadan kaldırdığı durumlarda öğrendiğimiz şeyi hatırlarız.

Okullar bunu anlamış durumda. Yılda milyonlarca öğrenciyi başarılı bir şekilde çalıştırmak için kestirmelere ihtiyaçları vardır ve itaati öğretme yönteminde korkunun büyük bir kestirme olduğunu keşfetmişlerdir. Sınıflar, fazlasıyla ihtiyacını duyduğumuz ve fikrimize ters düşünceleri teşvik etmek için kolaylıkla organize olabildiklerinde, korkuyu temel alan, testi temel alan savaş alanları olmuştur.

O zaman insanların uyum sağlamayı, standartlaşmış testler yapmayı, başlarını aşağıda tutup talimatlara itaat etmeyi öğrenmesi şaşırtıcı mıdır? Okulda on yıllarca bu içimize işlendi: Korku, korku ve daha fazla korku. –Düşük not alma korkusu, okul biter bitmez bir meslek sahibi olamama korkusu, uyumlu olamama korkusu-

İyi niyetli öğretmenler bunu yapmak istemiyorlar, ama sistem genellikle onlara başka seçenek tanımıyor. Bir sınıfta pozitif değişimler oluşturma işi göz korkutucudur ve yeterli zaman ve destek olmadan zor bir çabadır.

İnsanlara yenilikçi işler üretmeyi öğretmek çizginin dışında kalan bir anlayıştır ve evet vakit alıcı ve tahmin edilemezdir. Diğer taraftan işlemek, pratik yapmak ve korkmak gerçekleri, nesneleri ve itaati öğretmede güçlü araçlardır. Kuşkusuz okula ve öğretmenlere ihtiyacımız var. Mesele insanlara inanmayı öğretmek için organize olmuş bir okula ve en tahmin edilebilen işi değil de en iyi işi çıkardıkları için ödüllendirilen öğretmenlere ihtiyacımız olmasıdır.

Kaynak: Seth Godin, Kilit Adam,  s.57, Profil Yayınları